Türkiye’nin korona mücadelesi

Dünyada hızla yayılmaya devam eden korona virüsü salgının önüne geçme konusunda Türkiye’nin olumlu başlayan mücadelesi neden sekteye uğradı? Salgının ciddi boyutlara ulaştığı ülkelerde peş peşe açıklanan önlemler ve beraberinde vatandaşın yükünü hafifletmeye yönelik paketler, salgın ile mücadelenin en belirleyici unsuru oldu. Avrupa ülkelerinin vatandaşlarının evde kalması için hazırladığı dev bütçeli paketlerde, hem işçiye hem işverene sunulan güvenceler mevcut. Türkiye ise aldığı önlemlerin beraberinde getirmesi gerektiği vatandaşı koruma altına alma paketinde, ev kredisi, uçak biletindeki katma değer vergisini düşürmesi vs gibi meseleyle uzaktan yakından alakası olmayan kalemlerle olumlu ilerleyen sürece büyük bir darbe indirmiş oldu.

Salgının yoğunlaştığı Avrupa’da bilime aktarılan fon Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin açıkladığı önlem paketinin miktarından kat kat fazla. Sadece bilimin, akılın üstesinden gelebileceği bu salgının akıbeti Türkiye’de duaya ve sabıra bırakıldı. İşte tam da bu nedenlerden dolayı Sağlık Bakanının yorgunluktan kan çanağına dönen gözlerinin pek bir manası kalmadı. Türkiye’de açlık sınırı 2020 rakamlarına göre 2 bin 162 lira, yoksulluk sınırı 7 bin 44 lira. Hazine Bakanının salgın döneminde dahi çıkıp hala büyümeden bahsetmesi akıl alacak gibi değil. İşin ciddiyetini kavrayamayan ve hala siyaset yapma derdinde olanların vatandaşa söz söyleme hakkı var mı?

Günlük yevmiye ile çalışan milyonlarca insanın işe gitmemesi demek bu insanların bir kaç hafta içerisinde açlığa terkedilmesi anlamını taşıyor. Dolayısıyla salgın için önlem paketinde olması gereken en öncelikli şey; günlük yevmiye ile çalışanlara ve asgari ücret alan kesime ayrılmış yardımlar olmalıydı. Maalesef açıklanan pakette ne yoksulluk sınırının altında ne de sınırda yaşayanlar için alınmış bir önlem yoktu. E hal böyle olunca bu kesimi evde tutamayacaksınız. Bu da salgının yayılmasına zemin hazırlayacak. Hali hazırda alınan onca önleme karşılık çok hızlı yayılmayı sürdüren virüsü böyle bir durumda kontrol altına almak kat be kat güçleşecektir. Devletin öncelik vermesi gereken kesim, yeni havaalanı işletmecisi veya toki inşaatlarını yapan müteahhitler olmamalıydı. Açıklanan paket alınan önlemlerin hepsini boşa çıkardı… Umalım ki devleti yönetenler durumun farkına en kısa zamanda varsın ya da farkındalarsa da en kısa zamanda insanları evde tutacak önlem paketini biran evvel hayata geçirsinler.

Bir diğer konu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın salgın döneminde gösterdiği yoğun mesai ve devlet tarafından tüm sorumluluğun üzerine atılması hususu. Armağan Çağlayan’ın da söylediği gibi yaşananları, günlük tabloyu, alınan önlemleri, halka seslenişi birinci ağızdan duymak hepimizin hakkı değil mi? Neden sıradan bir bakanı toplumun önüne atıp ‘cumhurbaşkanımızın izniyle, dirayetiyle, emriyle, katkısıyla’ sözlerine maruz bırakılıyoruz? Madem izni, emri, dirayeti ve katkısı mevcut bizzat bu zor dönemde halkın karşısına çıkıp, dirayet gösterse, topluma mesajlarını verse se se se?…

Türkiye’de salgının yayılım hızına, enfekte olan kişi ve test sayısına bakıldığında durumun pek iç açıcı olmadığı ortada. Bir de üstüne üstlük sosyal medyadaki bilgi kirliliği, komplo teorileri, aslı astarı olmayan şeyler kendisine inanan bir kitle yaratınca ortaya kontrolü neredeyse imkansız bir süreç çıkıyor. Ülkede sosyal medya canavarı olarak adlandırabileceğimiz bir takım müsveddeler olayı sulandırıp yaşlı terörizmi yapmaya başladı bile. Ülkenin eğitim seviyesini, çürümüşlüğünü daha iyi gösteren başka bir şey de olamazdı zaten.

Türkiye’nin virüsle mücadelesi şuanlık ağır aksak gidiyor. Ancak bu durum sürdürülebilir değil. Açıklanan paketler, halkın alınan önlemlere verdiği reaksiyon, bilgi kirliliği hiç süreklilik sağlayacak bir duruma işaret etmiyor. Türkiye’de en olağanüstü durumları dahi suistimal edebilecek kapasiteye sahip troll ruhlu yüzbinlerce umarsız genç var. Bu gençlerin tek umursadığı şey sosyal medya hesaplarında aldığı takipçiler, beğeniler, yorumlar… Yapacaklarının sınırı yok, yaşlı faşizmi ve salgın döneminde yaptıkları hareketler gerçekten toplumu sabote etmekten öteye gitmiyor. Yetkililerin bu tipleri de durdurması salgının sağlıklı bir şekilde kontrol altına alınması adına büyük önem arz ediyor.

Gelecek yazıda korona virüs salgınında bardağın dolu tarafına bakmayı deneyeceğim. Neticede bu dünya sadece insanlığa ait değil…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s