Bağışcık

Korona virüs salgını tüm dünyayı ve insanlığı esareti altına aldı. Hiçbir konuyu korona salgınından bağımsız değerlendiremez hale geldik artık. Sanat, siyaset, bilim… Tüm alanlar korona salgını gündemine teslim oldu. Haliyle bizde yazacağımız yazılarda koronayla girizgahı yapıp ite kaka sadede gelebiliyoruz.

Türkiye’de korona salgını ile alakalı alınan önlemlere her gün bir yenisi ekleniyor. Ekleniyor eklenmesine de sosyal medyadaki gündem başlıklarının devlet politikasına yön vermesi meseleyi trajikomik hale getiriyor. Politikacılar kameraları görünce büyüme masalları sıkmaktan vazgeçmiyor ama gerçeğin farkında olan halkın dijital ortamdaki veryansınına da kayıtsız kalamıyor. Alınan önlemleri devlet aklı gibi sunarak bir de bunu yandaş medya aracılığı ile köpürtüyorlar ve halka kara propaganda zehrini dayıyorlar. Öyle bir propaganda ki bu ”Kurtuluş Savaşı ve Milli Mücadele Şartları” ile bir tutma gafletine düşecek kadar aşağılık olabildiler.

Milli Mücadele döneminde halkın yaptığı fedakarlıkları, lüks, şatafat içerisinde yaşarken , altın varaklı kalorifer petekleri ile ısınırken bugünkü salgınla bir tuttular. Vatandaş açlık sefalet içerisinde kıvranırken saraylarında, izole hayat yaşayan, kaliteli besinlerle beslenen, fatura kira kredi ödemek gibi dertleri olamayan yöneticiler, Milli Mücadele döneminde kendisinden harçlık isteyen annesine para gönderemeyen ve ”evdeki halıyı satıp harçlık yapın” diyen Mustafa Kemal’in mücadelesini kendi lüks yaşamlarının gölgesinde bırakma niyetindeler! Yersek!… Ama görmeyenler de o kadar çok ki! Yazdığımız bu yazılar işte o kesim için, çabuk inanan, sormayan, araştırmayanlar için!

Dünyayı esaret altına alan bu salgını hiçbir siyasi, menfi çıkara alet etmemeye çalışan, mümkün olduğunca devlet aklıyla hareket eden ülkelerin mücadelelerinde ilerlemeleri çok daha hızlı, etkili olurken, Türkiye’de bu durum her fırsatta siyasi, şahsi çıkarları besleme, büyütme aracına dönüştürülüyor. Alınan önlemler ya siyasi rakiplerinin önerisiyle, ya eylemleriyle ya da sosyal medya başlıkları ile doğrudan bağlantılı. Kendileri açıkladıkları yegane önlemle ”sabır ve dua” ile fikir kabızlığı yaşarken, ülkenin büyük şehirlerini yönetenler devlet desteği almadan vatandaşa yardımcı olma gayretine düşüyor. Bu gayretin de üzerine çöküp, halka ulaşmaya çalışanları halktan uzaklaştırma çabasına girmek de ülkeyi yönetenlerin çürümüşlük düzeyini ”kral çıplak” diyerek gözümüze gözümüze sokuyor!

Yemek yedikleri tabaklar, ejderhalı smoothie içtikleri bardaklar, ellerini yıkadıkları musluklar, ısındıkları petekler, aydınlandıkları ışıklar altın kaplamalı olan yöneticilerin halktan bağış istemesi, bu bağışın gerekçesini de döndürüp dolaştırıp Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nda halktan topladığı yardımlara bağlaması sizin hiç mi canınızı acıtmıyor? İllaki bağış yapacaksanız, çevrenize bakın ve gidin bağışınızı elden yapın. Çevrenizde yardıma muhtaç birisi yok, ama siz yine de bağışta mı bulunmak istiyorsunuz? AHBAP Platformu gitmeniz gereken tek adres!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti böyle bir dönemde bağış toplamaz. Bizler çok iyi biliyoruz ki bağışı toplayan Laik Demokratik ve Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti değil, onu yönetemeyen, onu anlayamayan lüksçüler, şatafatçılardır!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s