Rantiye Şantiye Bakiye devrimine doğru…

Türk toplumu son 15 yıldır her geçen gün daha çok kamplaştırılan, uçlara savurulan, birbirine inanmayan, yalanları gören ve gördüğü halde inanabilen şekilde dizayn edildi. Bunun belli methodları vardı. İktidar bunu zaman zaman Mustafa Kemal’i, zaman zaman orduyu, zaman zaman türbanı ve çoğu zaman da dini öne sürerek yaptı. Toplumun sinir uçlarına sürekli dokunarak geri çekildi, ortada dövüşen toplumun arasındaki mesafe zaman içinde gittikçe açıldı ve ortada kocaman bir boşluk oluştu. Ne yazık ki o boşlukta kalan herkes şuan çok yalnız ve sahipsiz. Bir arada olmayı seçmediği için yalanlara inanmayı yoluna sapan toplum, yolsuzlukları görmezden gelmeyi, talanı, yağmayı akıl ve mantık çerçevesine ”günah işleme özgürlüğü” olarak oturmaya çalıştı. Çürüme böylece önünde durulamaz hal aldı.

İktidarın fanatikleri böyle de muhalefetin fanatikleri çok mu farklı? Tabiki hayır! Muhalefet partilerini destekleyen fanatik kesimin iktidar yandaşlarından hiçbir farkı yok. Bu iki kesimi en uçlara oturttuktan sonra ortadaki boşlukta birbirine dokunmadan, birbiriyle konuşmadan gezinen başı boş bir kuru kalabalık var. Bu kalabalık; akli dengesini henüz yitirmemiş, fanatizme karşı belli duruş ve kavrayışı olan kişilerden meydana geliyor. İşte o başıboş kalabalık bugün seçim olsa iktidara gelebilecek çoğunlukta… Onları birbirine dokunur hale getirebilen, birbiriyle konuşabilir seviyeye çeken kim olursa ülkenin başına o kişi veya kişiler geçecek.

Hepimizin malumu bir başka konu; Türkiye’de organize kötülüğün hortlatıldığı gerçeği. İktidar ve muhalefet fanatikleri ise bu organize kötülüğün en büyük can damarı ve kaynağı. İktidarın trolü var da muhalefetin trolü yok mu? İktidarın medyası var da muhalefetin medyası yok mu? Birinin sayısının ötekinden fazla olması zihniyetlerdeki zararlı fanatizmin bahanesi olabilir mi? Yukarıdaki paragrafta bahsi geçen boş alandaki insanların hepsi bu linç kültüründen, organize kötülükten kaçabilmek, buna alet olmamak için olağanca çabayla birbirinden kaçıyor… Çünkü her biri, birbirine gerek giyimine, gerek sakalı ve bıyığına, gerek makyajına ve takılarına, gerekse başındaki örtüye göre istemsizce etiket yapıştırıyor. Baş ötürüsünü çıkaran bir kadının ‘neden açıldınız’ sorusuna ”toplumda görünmez olmak istedim” diye cevap vermesi size ne ifade ediyor? Kendisini cumhuriyetçi, aydın olarak adlandıran kişilerin sosyal hayatta kendisine ilk görüşte yapıştırdığı, islamcı, Atatürk ,cumhuriyet düşmanı yobaz kisvesinden çok boğulduğunu anlatan kadının bu bakış açısı ve deneyimleri toplumdaki ön yargı seviyesinin geldiği en uç noktalardan birisi sanırım. Sözde demokrat ve laik kesimin bu etiketleri var da islamcı kesimin, iktidarın kendine has etiketleri yok mu? İktidarın etiketleri toplum içinde görünmez olmanızı değil yok olmanızı gerektiriyor üstelik. Tüm bu toplumsal yargıların toplamı birbirine karşı güven duygusunu yitiren koskoca bir insan yığını. Bu yığının içerisinde doktoru, mühendisi, terzisi, ayakkabı boyacısı, müzisyeni, yazarı, kısacası toplumu sırtında taşıyan hemen herkes var.

Yerel ve genel siyasette belli çıkarlar, makamlar, rantlar elde edip fanatikleşen, çevresini de bu görüş çerçevesinde asimile etme derdi olan kişiler, bu ülkede azınlık artık. Türkiye’de her gün binlerce insan düzenin yarattığı uçlardan kopup kendisini ortadaki boşluğa bırakıyor. Ancak korktukları an yine uçlara dağılıyorlar gönülsüzce… Artık çok iyi anlamamız gereken bir şey var; bu insanlar ortada buluşmaya, uzlaşmaya can atıyorlar. Bir el bekliyorlar. O el kimden gelecek?

Türkiye’de organize kötülükten yaka silkenler, bu kötülüğün bir parçası olmayı reddenler şuan iktidarda. Sadece bunun farkında değiller, inanmıyorlar, yıllar yılı kafalarına yerleştirilen ”ne yaparlar ne ederler kazanırlar, yenilmeyecekler, gitmeyecekler” algıları geçen yılki yerel seçimde az da olsa kırıldı ancak henüz hala son darbeyi vurup yıkacak kıvama gelmedi. İstanbul seçimleri çok büyük bir kırılma ve rahatlamaydı. Tıpkı çok sallayan, hasar veren ancak yıkmayan depremler gibi… Geçen yıl İstanbul seçimleri sırasında kırılan toplumsal faydan çıkan gaz toplumun ”oh be” deme şekliydi. Lakin sadece sallayabildi, yıkmadı… İktidarda büyük çatlaklara yol açtı, çatlakların içinden sızıntılar da başladı. Bugünlerde görüyoruz ki bu sızıntılar öyle kolay onarılacak hasarlar da vermeyecek. Yıkılıyorlar… Ortalarda başıboş kalan, sığınacak liman arayan herkese hitaben kaleme alıyorum bu yazıyı.

Evet kardeşim, yukarıda uzun uzun anlattım aynı boşluğun içerisindeyiz ve boşlukta bana değmeden gezmene gerek yok, bana ”merhaba” diyebilirsin, seninle kucaklaşabiliriz, ortak müştereklerde buluşabiliriz. Geçmişte hangi ideolojiyi benimsediğin, hangi yanlışa alet edildiğinin bir önemi yok, kalmadı. Çünkü artık hukuk ve adaletten bahsedebileceğimiz düzende değiliz. Hepimiz için önemli olan tek şey; ”sırt sırta verip adaletin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve tüm cumhuriyet kurumlarının tekrardan halkın emrine geri verilmesine yardımcı olmak” değilse nedir? Bugünlerde tüm farklılıklarımıza rağmen aynı boşluğun içerisinde sürükleniyor olmamız, aslında senin benim geçmişte yaptığımız yanlışların yarınlara olan diyeti… Artık o diyeti ödeyip kucaklaşacağız. Geçmişimizde desteklediğimiz kişi veya kişiler, kurum veya kuruluşlar bizim başımızı yere eğmiş olabilir, bizim yüzümüzü kızartmış olabilir, ancak dersimizi aldıysak önümüze bakmanın, sarılıp birlik olmanın zamanı geldi! Hatta geçiyor… Geç kalmadan içine hapsedildiğimiz boşlukta birbirimizle konuşmaya, birbirimizle uzlaşmaya başlamalıyız!

Halkın yıllar yılı kanını emen rantiyelerini, şantiyelerini ve bakiyelerini demokratik ve hukuki yollardan devirip, Laik Demokratik ve Çağdaş Türkiye Cumhuriyetinin tüm kazanımlarını geri alacağız. And olsun.

Sevgiler….

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s