Amerika’da ne oluyor?

Gezi Parkı Eylemlerinin 7nci yılında iktidarın duyduğu paranoyayı ve bu paranoyanın ülkeyi nereye sürüklediği ortada. Gezi amasız, fakatsız, lakinsiz, ancaksız Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin en büyük, en barışçıl hareketlerinden biridir. Hatta yarattığı sonuçlar, meydana getirdiği uyanış ile ilk sıradadır… Farklı ideolojilere, düşünce gruplarına, hayat tarzlarına sahip insanların birlikte olup konuşabildikleri, anlaşabildikleri, birbirini dinleyebildikleri bir yerdi Gezi! Ayrıştırmadan, bölünmeden, düşman yaratıp o düşman üzerinden toplumu birbirine sokmaktan beslenen iktidarı korkutan asıl mesele de buydu! Toplumun birbirini dinlemesi, anlaması, birbiriyle anlaşması ve aslında aralarında bir sorun olmadığını görmesi ihtimali tir tir titretti iktidar sahiplerini! Muktedir şahıs köşeye sıkıştığında dinlemeyi, konuşmayı değil, saldırmayı seçince de Gezi Parkı barışçıl bir eylem olmaktan çıkarılmaya çalışıldı. Gezi bizlerin zihinlerinde her zaman barışçıl bir hak arayışı olarak kaldı orası ayrı. Fakat yüzde 50’yi evde zor tutuyorum diyen kişilere ”çıkar evlerinden onları kucaklaşalım” diyen demokrasiyi susamış insanların doğaya, memleketin hakkına hukukuna karşı sorumlu direnişinin adıydı Gezi. Ülkeyi yönetenlerin paranoyaları, rant hırsları, koltuk, mevki makam şehvetleri onları şiddete yöneltti. Şiddete yöneldikleri an kaybettiler. Kazandıklarını sandıkları an kaybettiler. Kaybedişlerinin farkında olmadan daha da otoriterleştiler, otoriterleştikçe daha da şımardılar, şımardıkça daha da ayrıştırdılar, ayrıştırdıkça daha da yağmaladılar ve bugüne kadar geldik. Bugün bakıldığında gerçeklikle tamamen bağlantısını koparmış oldukları zaten aşikar. Hala Gezi paranoyalarına yaslanarak küflenmiş darbe senaryoları üretmeye harcıyorlar tüm enerjilerini. Kısırlaşan davalarını savunacak tek bir argümanları kalmadı. Daha sert kutuplaşma, daha kırıcı kavga, daha yüksek tansiyon, daha daha daha… Her şeyleri orantısızlaştı. Sonuçta ne olacak? Basit…GİDECEKLER… Yüksek tansiyon bir insanı ölüme götürebiliyorsa, otoriter dikta iktidarların toplum içerisinde yükselttiği tansiyon da bu yapıları tarih çöplüğüne rahatça atar, atacaktır da. Bunu yakın zamanda izleyeceğiz… Farkında olmadan da izliyoruz aslında. Paçalarından nefret, sığılık, kötülük akan organize trol çeteleriyle toplumu kriminalize etme gayretinde olan, mahkemelerde iddia makamı haline getiren bir siyasal topluluğun öncelikli düşünmesi gereken şey muhalif düşünceleri bastırmak değil, ”beslediğim büyüttüğüm bu nefret ve organize kötülük silahı ne zaman bana doğrulacak” sorusunun cevabı olmalıdır.

O dönem iktidar tarafında Gezi Parkı’nda yaşandığı varsayılan tüm mevzuların ispatı bilmem kaç Cuma geçti hala gelmedi. Üstüne üstlük muktedir görüntüleri açıklamadan görüntüler kendiliğinden ortaya çıkıverdi. Bahsi geçen olayların osur osur ipe dizden öte gidemediği ortaya çıkınca da hepsi sus pus oldu. Bu olayların olduğuna dair haberler yapan gazetecimsiler bugün hala toplumun ”sözde” haber alma hakkına hizmet etmekteler. Gerçi kimisi bugünlerde geminin su aldığını görünce gemiyi terk etti, hep bir ağızdan günah çıkarma ayinleri yapıyorlar ağız ucu eleştirileri ile… Bizler bu alçaklıkları unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.

Evet arkadaşlar Amerika’daki olayları sordunuz. Giriş gelişme sonuç olarak anlattığım cümlelerde Gezi kelimesinin geçtiği yerlerin yerine George Floyd Eylemleri yazarsanız meseleyi anlamakla kalmaz, az çok sonrasında ne olacağını da kestirebilirsiniz…

Öptüm sizi.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s