Ayasofya

Öylesine yoğun bir dönemden geçiyorum ki… Şu blogun başına oturup ağız tadıyla iki cümle karalayamadım. Şimdi yoğunluğa kısa bir ara verip Ayasofya konusunda fikirlerimi yazayım kenarda dursun diye düşündüm ve bodoslama dalıyorum mevzuya.

Ayasofya konusu sağ kesimin ve özellikle dinci iktidarın hayat öpücüğü, acil yardım butonu gibiydi bu zamana gelene dek… Ne vakit gündem zeytin peynire doğru evrilse dinciler meseleyi dua tekbire çekmek için Ayasofya’yı toplumun kucağına atıp, pişirdikçe pişirir, güzelce yedirirdi. Yine şaşırtmadılar…

Ayasofya’yı sonunda camiye çevirdiler. Sadece kendi kitlelerini değil ”müslüman muhalif” kitlelerinde gazını aldılar… Ayasofya’nın camiye çevrilmesi laik ”müslüman” arkadaşların dini değerlerini hortlattı. ”Aman ne güzel oldu canım ne güzel oldu, sırf rte’ye karşı olacaksınız diye doğruları da görmezden gelmeyin, büyük balıkları ürküttük” falan filan gereksiz zavazingo… Ayasofya, artık son mermiydi, attılar bitti. Başka kalmadı… Bundan daha büyüğü artık Mescid-i Aksa’ya yürümek olur.

Şimdi bana ve benim gibi düşünenlere karşı rte karşıtlığı üzerinden muhalefet kıyafeti giydirmeye çalışanlara Mart 2019’da yine bizzat kendisinin Ayasofya konusunda dile getirdiği düşüncelerini dinlemelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Orada ne diyor Erdoğan? Ayasofya’nın bir kısmının zaten ibadete açık olduğunu, müze kısmının ise ibadete açılmasını yanlış bulduğunu, açıldığı takdirde bunun dış politikada belli bir takım yaptırımları olacağını, Ayasofya’nın tamamen cami statüsüne geçmesini isteyenlerin dünya genelindeki camilerin başına neler gelebileceğini de düşünmesi gerektiğini söylüyor. Peki… 1 yılda ne oldu dünya genelindeki camilerin ibadethane statüleri garanti altına mı alındı, dış politikada maruz kalınacak yaptırımların önü mü kesildi?

Ne olduğunu aslında hepimiz yaşayarak görüyoruz. Her şey gözümüzün önünde ve o kadar çıplak vaziyette duruyor ki… Şöyle bir kafanızı kaldırıp baktığınız her market rafı, pazar tezgahı, altınıza alacağınız lastikli dona kadar hepsi size ne olduğunu öyle güzel anlatıyor aslında… Bunca yıl hep seçmen kasmak için kullanılan Ayasofya kartı nasıl oldu da bu kez tek seferde harcandı?… Soru bu.. Cevabı ise basit… İktidar sahiplerinin önlerine giden anketlerdeki sonuçların geri dönülemez bir şekilde eridiğini, yani kaybedeceklerini kabullendiler ve can havliyle ellerindeki son büyük kartı da oynayıp ”rest” dediler. Şahsen benim hiç umurumda değil, cami olmuş, kilise olmuş… Benim için önem arz eden tek şey ”neden” sorusunun cevabı…

He bir de olayın Mustafa Kemal boyutu var… Bir asır önce terk-i diyar etmiş Atatürk ile kavgaları, mücadeleleri bitmedi… Ama işin komik tarafı, ebediyen susmuş bir kişi, bugün milyonlarca kişiye ulaşan propaganda makinelerinde car car öten, 7/24 yalakalık yapan el etek öpen ve Atatürk’e hakaret etmeyi spor haline getiren bedhahları 1 asır önce ettiği sözlerle susturabiliyor… Çağdaş Demokratik Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal ve kabinesi dünyada faşizm rüzgarları estiği dönemde Ayasofya’yı müzeye çevirmiş ve hoşgörü sembolü haline getirmiş. Bugün akıllarınca Laik Cumhuriyet ve Atatürk’le kavgasına, aydınlanmacı, devrimci fikirlerle mücadelesine devam eden iktidar sahipleri Mustafa Kemal’in iradesini yok saydı… Oysa 1 yıl önce dile getirilen tüm büyük büyük sözler yutuldu mu? Yutuldu… Adını net koyalım bunun artık, evet! bunun adı; kayıtsız şartsız çöküş...

Tüm ihtişamıyla milyar dolarlık iktidar medyası evlerinde tek bir e-mail adresiyle ile kurulan YouTube kanallarına diz çöktü. Kara propagandanın yönünü oraya çevirelim dediler, dislike (beğenmeme) rekoru kırdılar. Hesaba göre 2023’e kadar 7 milyon yeni seçmen kayıtlara geçecek ve bilin bakalım bu yeni seçmenlerin ezici bir çoğunluğu kime oy vermeyecek? Yaaa…. Mevzu derin değil artık, öyle algılar içinde boğulmaya da gerek yok. Yok şurada şu denmek istendi, yok burada aslında böyle hareket edilmesi amaçlandı, şu bunu simgeliyordu, bu şunu temsil ediyordu vs vs uzar gider… Hiç bu kadar derine dalmaya gerek yok. Para bitti yol bitti. Memleketin sorunu açlık, yoksulluk, işsizlik değil Ayasofya’nın cami yapılmasıysa, eh yapın onu da hep birlikte rahatlayalım… Artık bir sonraki anket düşüşünde veya gündem değişikliğinde Süleyman Şah Türbesini de sırtlanır Mescid-i Aksa’ya yürürüz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s